Bir Sayfa Seçin

Özgüveninizi 3X Arttıracak Gizli Teknikleri Keşfedin!

 

Özgüveninizi 3X Arttıracak Gizli Teknikleri Keşfedin!

 

Gün içinde karşılaştığımız insanların %47’sinin özgüven eksikliği yaşadığını söylesem bana inanır mıydınız?

Bunların içine dışarıdan oldukça özgüvenli görünen fakat içinde özgüvensiz ve zayıf bir karakter yatan kişiler de dahil… Dışarıda gördüğünüz insanların o kadar büyük bir bölümü özgüvensiz ki inanamazsınız. Belki de hiç tahmin bile edemeyeceğiniz insanlar o anda kendini ÖZGÜVENSİZ HİSSETMEKLE meşgul.

Eğer siz de kendinizde bir özgüven problemi olduğunu düşünüyorsanız bu konuda birazcık yardıma ihtiyacınız var demektir. Bu yazımızda özgüveninizi 3X arttıracak çok etkili birkaç tekniği sizinle paylaşacağım.

Bunlar o kadar basit ve pratik teknikler ki bugün hatta şu saniye uygulamaya geçirebileceğiniz türden… Sadece burada size bir soru sormam gerekiyor:

“Özgüveninizi arttırmayı gerçekten istiyor musunuz… Bu konuda çaba sarf etmeye hazır mısınız?”

Bu konuda kendi payınıza düşen görevleri yerine getirmedikten sonra benim anlattığım hiçbir teknik veya egzersiz işinize yaramayacak. Anlattıklarımızı uygulamadıktan sonra hiçbir değerleri yok. Sadece okuyup geçeceksiniz ve hayatınızda hiçbir şey değişmeyecek.

Fakat verdiğimiz bilgileri bugünden itibaren uygulamaya geçirirseniz inanın bana 1 HAFTA içinde bile çok şey değişmiş olacak. Sadece 1 haftada bile hayatınızda gerçekleşen değişimleri fark edebiliyor olacaksınız.

Ve kendinizi şu an hissettiğinizden 3 kat daha özgüvenli hissediyor olacaksınız.

Özgüveninizi 3 katına çıkarmak sizce de harika olmaz mıydı?

Şimdi bu hedefimize ulaşmak için uygulamamız gereken teknikleri anlatmaya başlayalım.

 

Teknik 1: Konfor Alanınızı Terk Edin

 

Konfor alani, sizi zamanla bir hareketsizlik ve çaresizlik durumuna sokan, hedeflerinize ulaşmanızı engelleyen, yeni adınlar atmanızın önüne geçen sahte bir rahatlık duygusudur.

Şu anda evde televizyon başında dizi seyrettiğimizi düşünelim. Her akşam işten sonra dizi seyredip, boş boş sosyal medyada dolanıp uykuya dalıyoruz. Ertesi gün sabahın köründe kalkıp okul veya iş hayatına dahil oluyoruz.

Akşam eve gelince tekrar TV ve sosyal medyanın başına geçiyoruz. Bu alışkanlığı kazandığımız için bu artık bizim rahatlık alanımız olmuş.

Şimdi desem ki size;

“Bu akşamı evde geçirmeyin ve daha önce hiç gitmediğiniz bir muhite gidip hiç bilmediğiniz bir mekanda yalnız başınıza vakit geçirin.”

İçinizi bir korku kapladı değil mi? Anına içinizdeki o gerilim duygusunu hissettiniz. Peki, şimdi bu korku duygusunu bir kenara bırakın ve şunu hayal edin…

Daha önce hiç gitmediğiniz eğlenceli bir mekana gittiniz ve konfor alanından çıktınız. Kalabalığın içinde bir masa bulup oturdunuz ve içeceğinizi yudumluyorsunuz. Burada tekrar başka bir konfor alanınızdan çıktınız. Çünkü kalabalığın tam içinde olmak size kendinizi huzursuz hissettiriyor.

Bir yandan da sevdiğiniz tarzda çalan müziği dinliyorsunuz. Yan masada oturan bir karşı cinsin size baktığını görüyorsunuz.

Hemen yan masada ve sizinle ilgilendiği ortada…

“Konuşsam mı konuşmasam mı ne yapsam?” diye düşünüyorsunuz.

Kendinizi zorlayarak konfor alanınızdan çıkıyorsunuz. Ve selam verip bir sohbet başlatıyorsunuz.

Tatlı bir sohbet başlıyor aranızda… Daha sonra kalma vakti geliyor. Tam mekandan kalmak üzereyken numarasını isteyeceksiniz. Fakat içinizdeki ses size büyük sıkıntılar yaşatıyor:

“Numarasını isterseniz sizi reddedebilir.”

“Ya terslerse?”

“Ya numarasını vermezse ve insanlar bunu fark edince rezil olursam?”

Gibi düşünceler zihninizi kemirmeye başlıyor. Eğer numarasını o anda istemezseniz bu kişiyi bir daha görme fırsatınız olmayacak. Fakat siz konfor alanınızdan çıkıp o teklifi yapıyorsunuz:

“Numaranı yazar mısın? Daha sonra tekrar haberleşelim.”

Kalbiniz güm güm çarpıyor… Neden?

Çünkü konfor alanınızla savaş halindesiniz. Ve konuştuğunuz kişi numarasını yazıyor.

Sarılıyorsunuz ve daha sonra tekrar görüşmek üzere mekandan ayrılıyorsunuz.

Sizce bu bir hikaye miydi?

Bu anlattığım sizin yapamayacağınız bir şey mi?

ASLA… Siz bundan çok daha fazlasını başarabilecek kapasite ve yeteneğe sahipsiniz. Sadece sizi sınırlayan bir düşman var. Ve o düşman sizi esir almış.

KONFOR ALANI…

Bu düşmanı artık yenmenin zamanı sizce de gelmedi mi?

Bunları yapabilen özgüvenli bir birey olsaydınız kendinizle gurur duymaz mıydınız?

İnsanlar size daha çok saygı göstermez miydi?

Kendinize olan sevginiz artmaz mıydı?

Özgüven patlaması yaşamaz mıydınız?

Belki de konuştuğunuz kişiyle güzel bir ilişkiye başlar ve mutlu bir aşk hayatına kavuşurdunuz.

Ne demek istediğimi anlatabiliyor muyum?

Bunların hepsi sadece konfor alanından çıkarak başarabileceğiniz hedefler… Artık terk edin şurayı. Risk alın, cesur olun, daha önce hiç yapmadığınız şeyler yapın. Monotonluğa son verip hayatınızı renklendirin!

 

Teknik 2: İnsanları Memnun Etmeye Çalışmaktan Vazgeçin

 

Özgüven eksikliği yaşayan insanların en büyük problemlerinden birisi ne biliyor musunuz?

HAYATI BAŞKALARININ BEKLENTİLERİNE GÖRE YAŞAMAK…

Anne babamızın, arkadaşlarımızın, öğretmenimizin, patronumuzun, sevgilimizin, eşimizin bizden olmamızı istedikleri kişi olarak hayatımızı sürdürüyoruz. Sanki bizim bu konuda karar verme hakkımız yokmuş gibi…

Zihnimize öyle kurallar koymuşuz ki;

  • Anne babanı memnun et.
  • Arkadaşlarını mutlu et.
  • Patronunu memnun et.
  • Tartışmalarda sürekli alttan al ki karşı taraf üzülmesin.
  • Aykırı fikirlerini söyleme ki karşı taraf sinirlenmesin.
  • Şu anda tam olarak yapmak istediğin şeyi yapma. Çünkü arkadaşım farklı bir şey yapmak istiyor, yeter ki o üzülmesin.
  • Kız arkadaşıma ya da erkek arkadaşıma ilişkimizle ilgili sorunlardan bahsetmeyeyim ki canı sıkılmasın. Onun yerine benim canım sıkılsın.
  • Bana saygısızlık yapan bir kimse olduğunda ona cevap vermeyeyim ki kavga çıkmasın.

Gibi pek çok konuda kendimizi geri plana atıp başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Kendimizi başkalarının beklentilerine göre yönlendirip sonunda mutsuzluğa mahkum oluyoruz.

O anda karşı taraf belki durumdan memnun oluyor ama gece yatağa yattığımızda bütün bu olanlar bizim canımızı sıkıyor. Belki uykularımızı kaçırıyor.

Başkalarına bu kadar tolerans göstermeye artık bir son verin!

Bundan sonra en önemli şey olarak kendinizi görmeye başlayın.

EN ÖNEMLİ ŞEY SİZSİNİZ!

Sizin canınız sıkıldıktan sonra gerisinin bir önemi var mı?

Siz kendinizi mutsuz hissediyorken gerisinin bir anlamı var mı?

Siz sürekli içinize atıp sıkıntı çekiyorken başkasını memnun etmenin bir önemi var mı?

SİZSİNİZ ÖNEMLİ OLAN… YALNIZCA SİZ!

Başkaları sizden sonra geliyor. Lütfen artık kendinize değer vermeye başlayın…. Lütfen…

 

Teknik 3: Diğer İnsanlarla İlgili Beklentilerinize Son Verin

 

Özgüven duygusunu tüm bedeninizi sarmasını, bu duygunun iliklerinize kadar yayılmasını ister misiniz?

Bunun için yapacağınız şey oldukça basit:

BEKLENTİLERİNİZE SON VERİN!

Ne demek istiyorum?

Bir insana hediye aldınız diyelim… İçinizden geldi ve sevdiğiniz arkadaşınıza hediye aldınız. Bunun karşılığında da bir süre sonra onun size bir hediye almasını bekliyorsunuz.

Günler geçiyor… Arkadaşınızdan gelen bir hediye yok. Bu konuyu o unuttu bile. Zaten kendinde böyle bir mecburiyet de hissetmiyor. Kendisinin de size bir hediye alması gerektiğine inanmıyor belki de…

Ya da size hediye alacak kadar değer vermiyor. Siz onu, onun sizi sevdiğinden daha fazla seviyorsunuz. Bilemeyiz… Sebebi her ne olursa olsun size hediye almadı.

Bu noktada şöyle düşünmeye başlıyorsunuz:

“Neden o da bana bir hediye almadı?”

“Beni yeterince sevmiyor mu?”

“Beni hediye almaya değer görmüyor mu?”

Derin bir değersizlik ve mutsuzluk duygusuna sürükleniyorsunuz.

Bundan sonra sizden istediğim şey şu:

 

“Bir şey yaptığınızda karşı tarafın da aynısını yapması gerektiğini düşünmeyeceksiniz.”

 

Siz sadece kendi yaptığınıza odaklanacaksınız ve yaptığınız her şeyi bir karşılık beklemeden yapacaksınız. İnsanlar sizin yaptığınızın aynısını yapacak diye bir kural yok.

Hayat bu şekilde işlemiyor. Siz bir şey yapıyorsunuz. Ve karşı taraf diyor ki;

“Ahmet bana bunu yaptı… O zaman ben de ona şöyle bir şey yapayım.”

Hayır, böyle bir şey yok!

Herkesi kendiniz gibi düşünmeyin. İnsanları değiştiremezsiniz ve bu konuda yapabileceğiniz tek şey kendinizi değiştirmek. İnsanlar için güzel şeyler yapmayın demiyorum.

Her ne isterseniz, içinizden her ne yapmak gelirse yapın… Onları mutlu edin. Fakat onların da sizi mutlu edeceği beklentisine girmeden… Umursamaz olun, zihninizdeki yoğun düşüncelerden kurtulun.

Bunun en etkili yolu da insanlardan beklentilerinizi sıfırlamaktan geçer. Kimseyle ilgili bir beklentiniz olmazsa o zaman kimse de sizi üzemez… Ya da canınızı sıkamaz. Siz sadece kendi hayatınızla ilgilenin. Başkalarını bu kadar umursamayın!

Eğer özgüven kazanma konusunda kendinizi geliştirmek ve özgüveninizi kısa süre içinde 10 katına çıkarmak istiyorsanız göz atmanızı istediğim bir kitap seti var.

Sosyal Fobiyi Yok Et” e-kitap setinin içinde en etkili özgüven kazanma tekniklerini bir müfredat dahilinde anlattık. Bu kitap seti hayatınızda çok önemli değişiklikler yaratacak. Bu arada unutmadan, verdiğimiz bilgileri faydalı bulduysanız aşağıdaki paylaşım butonlarını kullanarak yazıyı sevdiklerinizle de paylaşabilirsiniz.

Şimdilik görüşmek üzere…

 

Benzer Yazılar:

Sosyal Fobiyi Yok Et Kitap Setini Okumaya Başla!

Sosyal fobinin olumsuz etkilerinden hızlı bir şekilde kurtulmak ister misin? Seni korkutan şeylerin üzerine gitmek ve zihnindeki kaygı seviyesini azaltmak için uygulayabileceğin en etkili teknikleri bu kitap setinde öğreneceksin.